Masallarda Güvercin

Masallarda kuşların görevi, insanları bir yerden bir yere taşıma, gizli sırları ve eski olayları bilebilme, tıbbi olarak insanlara yardım etme ve kılık değiştirme olarak örneklendirilebilir. Masallarda kartal güç, karga ve baykuş uğursuzluk, şahin av sembolüdür. Güvercinler ise doğadışı güçlerle yakından ilgileri olan semboller olarak karşımıza çıkar. Bu yüzden Anadolu’da yaşayan Kazak Türkleri arasında güvercin başta olmak üzere kartal, kırlangıç, kumru ve leylek gibi kuşları avlamak ve öldürmek günahtır. Sibirya Türk masallarındaki motiflerden birisi insanların hayvanlarla evlenmesi motifidir. Eberhard ve Boratav’ın
birlikte derlediği 378 masaldan 83 ve 84 numaralı masallarda erkek ile dişi güvercin, 93 numaralı masalda ise kadın ile erkek güvercin evliliği görülmektedir. Türk masallarındaki motiflerden birisi “ölüm ruhu”
uygulamasıdır. İnsan canının, insan bedeni dışında ve bir canlı hayvan içinde saklanması motifine sık sık rastlanır. Ölüm ruhunu saklayan hayvanlar bıldırcın, su samuru, yedi kafalı alacalı yılan, serçe ve sinek gibi hayvanlar olduğu gibi bazen de güvercindir.

Arap edebiyatından Anadolu Türk edebiyatına girmiş olan Seyfülmüluk masalları çok zengin motifler içermektedir. Masalların birine göre ölüm ruhu, denizin dibinde bir sırça tabut içinde ve güvercin şeklinde saklıdır. “Ateşi Melek” masalında ölüm ruhu, kapının önündeki bir taşın altında saklanan üç güvercin şeklindedir. Kırkıncı Oda masalında ölüm ruhu yerdeki bir domuzun karnında bulunan iki kutu içindeki iki güvercin, Yeloğlu Köse masalında ise üç güvercin şeklinde sembolize edilmiştir.
Dede Korkut Masalları Şamanlıktan İslamiyet’e geçiş dönemini yansıtmaktadır. Duha Koca oğlu Deli Domrul(Dumrul) Azrail’e, dolayısı ile Allah’a kafa tutar ve Azrail’i öldürmeye kalkar. Azrail bir güvercin olur ve uçar gider. Deli Dumrul ise doğanı ile Azrail’in peşine düşer ve birkaç güvercin avlar. Ancak Azrail güvercin şeklinden tekrar eski haline döner ve Deli Dumrul’un atının gözüne görünür. At ürker ve Deli Dumrul yere düşer. Ebu Müslim Horasani (718-755), Emevi Devleti’nin yıkılıp, Abbasilerin iktidara geldiği dönemde, günümüzde Türkmenistan sınırları içinde kalan Merv (günümüzde Mari) şehrinde doğar. Eski Türklerde insan ruhu genellikle kuş şeklinde düşünülmüştür. İnsanlara can vermeden önce bu ruhlar kuş şeklinde yaşarlar ve ölünce de kuş şeklinde uçar, giderler. İslamiyet’e girdikten sonra dahi “sunkar boldı”(sungur kuşu oldu) deyimi kullanılagelmiştir. İnanışa göre Ebu Müslim ölünce ruhu bir güvercin olup, bedenden çıkar ve gider. Türk masallarında kahramanlar sık sık sihirli varlıklar olarak karşımıza çıkar. Erdemli yöresi masallarında kız inci veya limon ağacından çıkar, kaplumbağa şeklinde olur. Erkek ise güvercin şeklindedir. Naki Tezel’in derlediği “Kırkıncı Oda” adlı Türk masalındaki kahramanlardan birisi Arap’tır. Arap yedi canlıdır ve canı, gücü Domuz Dağı’ndaki bir domuzun karnındaki güvercinlerdir. Padişahın sarayındaki kırk sihirli odada birbirinden farklı ve doğa dışı özelliklere sahip canlılar bulunmaktadır. Bunların arasında güvercin gibi uçan peri kızları vardır. Tezel’in derlediği “Bahtiyar ile Hoptiyar” masalında doğa dışı varlık olarak iki güvercin vardır. Güvercinlerden birinin adı Bahtiyar’dır. Padişahın oğlu olan Bahtiyar’ı peri padişahının kızı kendisine eş olsun diye kaçırmıştır. Bahtiyar eş olmayı kabul etmeyince, onu güvercin şekline dönüştürmüştür. Bahtiyar’ın dilediği zaman güvercin, dilediği zaman insan olma gibi bir özelliği vardır. Aynı masaldaki diğer güvercin ise kötü bir karakterdedir. Padişahın kızının eşyalarını kaçırmaktadır. Tezel’in derlediği “Kırk Haramiler” masalında ise haramilerin başı Hırsız Tahir adında birisidir ve Hırsız Tahir padişahı kaçırır. Padişah ölmek üzereyken, iki güvercin padişahı haramilerin elinden kurtarır. Bu güvercinlerin aynı zamanda insan gibi konuşabilme özelliği vardır…

[jetpack-related-posts]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top