GÜVERCİN YETİŞTİRCİLİĞİNİN GELECEĞİ

Güvercin Yetiştiriciliğinin Problemleri

Türkiye güvercin yetiştiriciliği konusunda çok zengin genetik kaynakları kapsamasına rağmen, güvercin yetiştiricilerinin birçok konuda noksanlıkları bulunmaktadır. Güvercin yetiştiricileri arasında en büyük eksikliklerden birisi, bilgi noksanlığıdır. Bu yetiştiricilerin büyük çoğunluğu düşük eğitim, kültür ve gelir seviyesine sahiptir. Mevcut bilgi eksikliklerine rağmen, hepsi birer güvercin aşığı olan bu yetiştiricileri büyük çoğunluğu, kendisini bu konuda bir otorite olarak görmektedir. Mevcut üniversitelerde güvercin yetiştiriciliği ile ilgilenen belli başlı bir bilim adamı bulunmamaktadır. Ancak, çocukluğunda güvercin yetiştiren, bu yaştan itibaren güvercin sevgisi taşıyan Prof. Dr. Türker Savaş’ın bazı kişisel çabalarına ve bu konuda hazırlamış olduğu bilimsel eserlere rastlanmaktadır. Öncülüğünü yaptığı Güvercin Yetiştiricileri Birliği vasıtası ile güvercin yetiştiricilerini örgütlemeye çalışmıştır. Ancak bu konuda
tek bir kişinin çabaları yetersiz kalmaktadır. Üniversitelerimizde bu konuda çalışacak yeni bilim adamlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Güvercin ırklarının bilimsel olarak tanımlanmamış olması başka bir problemdir. Bu ise son derece vahim bir bilgi kirliliğine yol açmaktadır. Herhangi bir ırk söz konusu edildiği zaman, her
güvercin yetiştiricisi kendine göre, daha doğrusu kendi güvercinine göre bir ırk tarifi çizmektedir.
Kendilerini bu konuda son derece bilgili ve yetkili zanneden bu yetiştiricilerin büyük bir kısmı ise, gelişigül bir şekilde, çeşitli ırklar arasında, “Ya tutarsa” mantığı ile melezlemeler yapmaktadırlar. Dış görünüş özelliklerine göre yapılan bu melezlemeler, bazen hobi amaçlı, bazen ise ticari gayelerle gerçekleştirilmektedir. Bizzat güvercin yetiştiricileri tarafından sürekli ve ısrarla gündeme getirilen bir diğer konu ise, güvercin hastalıklarını teşhis edecek veteriner hekimlerin sayısının azlığıdır. Ayrıca, veterinerler hastalığı teşhis etse bile, bu sefer de tedaviyi gerçekleştirecek ilaç bulma konusunda büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bir şehrin birçok yerinde “ Güvercini Sevenler Derneği” ya da “……. Güvercini Yetiştiriciler Derneği” gibi levhalar görmek mümkündür. Ancak bu yerler genellikle oyun oynamak ve hoşça vakit geçirmek amaçları için kullanılmaktadır. Bu yerlerin başka bir amacı ise, buralarda zaman zaman güvercin mezatları düzenlemektir. Güvercin yetiştiriciliği konusunda diğer bir problem, güvercin hırsızlığı konusudur. Her ne kadar güvercinler makul fiyatlarla alınıp, satılsa da, zaman zaman bazı açgözlü ve kötü niyetli kişiler tarafından güvercin hırsızlığı olaylarına tesadüf edilmektedir. Buradaki amaç, değerli olduğuna inanılan bir güvercini çalarak, izini kaybettirmek ve bu güvercini sanki kendisi üretmiş ve ıslah etmiş gibi yavrular elde edip satmaktır. Veya sadece yetiştirmek ve “Bu güvercini ben yetiştirdim” demektir. Güvercin yetiştiriciliği konusunda başka bir problem ise birçok yerli ırkın, gen kaynağının yıldan yıla azalmasıdır. Diğer yandan, bilinçsizce yeni ırklar türetilirken, diğer taraftan yüzyıllarca zaman süren bir yaşam mücadelesi sınavını başarı ile vermiş birçok yerli ırk, gerek ilgisizlik, gerek diğer sebeplerden dolayı yitirilmektedir. Tüy Rengi Standardı Problemi Güvercin irklarının ve tüy renklerinin adlandırılmasında kullanılan isimlerin yöresel olarak çok farklılıklar göstermesi en büyük problemlerden birisidir. Bir örnek vermek gerekirse, kahverengi tüylü güvercinler örnek olarak gösterilebilir. Tam kahverengi rengine kakao, deve tüyü, yanardöner, pal, mor, tahinli ve çikolata gibi bir çok farklı isim verilmektedir. Ülkemize güvercin yetiştiriciliği köklü bir geçmişe ve kültüre sahiptir. Daha önceki dönemleri gözardı etsek bile, sadece türklerin yaşamaya başladığı andan itibaren anadolu’da yaklaşık 1000 yıldır güvercin yetiştirilmektedir. Türklerden önceki dönemlerde ise anadolu’da güvercin yetiştiriciliğinin tarihinin günümüzden 5000 yıl öncesine kadar gittiği arkeolojik bulgularla belirlenmiştir. Güvercin yetiştiriciliği konusunda dünya üzerinde böylesine köklü bir geleneğe sahip ülke sayısı çok azdır. Uygarlıklar beşiği olarak da bilinen anadolu, kendine özgü bir kuş kültürü geliştirmiştir. Bir çok evcil güvercin irkına ev sahipliği yapmış, irkların geliştirilmesi ve dünyaya yayılmasında öncülük etmiştir. Günümüzde dünya üzerinde bulunan güvercin irklarının çoğu anadolu kökenlidir.
Neslini koruyamadığımız bir çok güvercin irkımız bulunmakla birlikte, bugün ülkemizde 80’den fazla güvercin irkı yetiştiriliyor olması bile, sahip olunan zenginlik hakkında bir fikir vermektedir. Ülkemizde böylesine köklü bir gelenek temelinde yükselen önemli bir güvercin kültürü bulunmakla birlikte, ülkemiz güvercin yetiştiriciliği dünya üzerinde ne yazık ki hak ettiği yerde bulunmamaktadır. Bunun nedenleri üzerinde düşündüğümüzde ülkemizdeki güvercin yetiştiriciliğinin başlıca sorunları ile karşı karşıya geliriz. Bilimsel Bilgi Üretimi ve Paylaşımının Yokluğu Ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin kanımızca en önemli sorunu, bilimsel bilgi eksikliği ve bilimsel bir tarzın genel olarak geliştirilememiş olmasıdır. Güvercin yetiştiriciliği ülkemizde yüz yıllardır atadan dededen öğrenilen yöntemlerle devam etmiştir. Yeni bilgi üretimi ve paylaşımı neredeyse hiç yoktur. Böyle olduğunda her yeni kuşak aslında bilinen şeyleri yeniden keşfetmek durumunda kalmıştır. Sonuçta yerinde sayan, gelişmeye kapalı, güdük bir yapı oluşmuştur. Bilimsel tarzın temelini, bilginin sistematik olarak yeniden üretilip geliştirilmesi oluşturur. Geliştirilen bilgi depolanır ve depolanan bilgiler ise paylaşıma açılır. Paylaşılan bilgiler, yeni bilgilerin geliştirilmesini sağlar. Böyle olduğunda, sorunlara daha geniş çerçeveden bakabilme ve kendi içine kapalı sistemin dışına çıkabilme fırsatını da yakalayabiliriz. Ülkemizde güvercin konusunda yapılmış araştırma, neredeyse yok denecek kadar azdır. Ulaşabilen yazılı dokümanların çoğu ise bilimsel nitelikte olmayıp haber niteliği taşımaktadır. Buradan çıkan sonuç, ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bir bilgi üretiminin bulunmadığıdır. Bilginin üretilmediği yerde bilimsellikten ve gelişmeden bahsedemeyiz. Bilgi üretiminin olmayışının ülkemize özgü çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Her şeyden önce güvercin yetiştiriciliği bir hobidir ve işin ticari boyutu, örneğin tavukçuluk alanında olduğu gibi fazla değildir. Konunun diğer bir yanı da bu hobi ile uğraşanların ağırlıklı çoğunluğunu oluşturan kesimin ne yazık ki bilgi talebinde bulunmamasıdır. Ülkemizde güvercin yetiştiricilerinin çoğunluğu eğitimsiz kişilerdir. Bilgiye talep olmadığında bilginin üretimi de olmamaktadır. Ülkemizde güvercin yetiştiriciliği konusunda bilgi açlığı çeken ve konuya daha bilimsel bakan kişilerin oranının tüm yetiştiricilerimiz içinde %10’dan fazla olmadığını düşünüyoruz. Ancak ülkemiz güvercin yetiştiriciliğini geliştirebilecek ve bugün bulunduğu kısır döngünün dışına taşıyabilecek kesim bu %10’luk kesimdir. Son yıllarda, özellikle de son dört yıldır internetin sağladığı hızlı iletişim ve bilgi paylaşımı sonucu yetiştiricilerimiz birbirleri ile bağlantı kurmaya, bilgi paylaşmaya, hatta sanal ortamda da olsa örgütlenmeye başlamışlardır. Bütün bunlar sevindirici gelişmelerdir.

Örgütlenme

Ülkemizde güvercin yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerimizin hemen hemen hepsinde bir “güvercin sevenler derneği” bulunur. Bu derneklerin varlığına bakarak örgütlü olduğumuz, hatta bir federasyona ihtiyaç duyduğumuz bile söylenebilir. Ancak bizler bu kanıda değiliz. Bizce önemli olan dernek sayısı değil, derneklerin niteliğidir. Bu derneklerin çoğu bildiğimiz gibi aynı zamanda birer kuşçu kahvesidir. Buralar boş zamana sahip insanların oyalandıkları ve vakitlerini kağıt oyunları geçirdikleri yerlerdir. Daha çok ticari bir yapıları vardır. Belli günlerde kuş ihaleleri yapılır vb. Bizler kuşçular kahvesi mantığı ile ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin geliştirilebileceğini düşünmüyoruz. Ülkemizin konuya ciddi ve bilimsel yaklaşan bir örgütlenmeye ihtiyacı vardır. Böyle bir örgütlenmenin zamana ve gelişmelere bağlı olarak ülkemizde ileride oluşabileceği düşüncesindeyiz. Türkiye güvercin kültürü kulübü, bu gelişim içinde ankara’da ortaya çıkmış sanal bir örgütsel süreçtir.

Bağlantılı Diğer Sorunlar

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız şekilde bilimsel bilgi üretim ve paylaşım eksikliği ile örgütlenme yokluğu ülkemiz güvercin yetiştiriciliğinin temel sorunlarını oluşturmaktadır. Bu temel sorunlar çerçevesinde gelişen bir çok yan sorun daha sayılabilir. Bu yan sorunların gerçek anlamda çözümlerinin temel sorunlarımızın çözümü ile yakından ilişkili olduğunu düşünüyoruz.

– Yetiştiricilik bilincinin gelişmemiş olması:

Örgütlü bir yapımızın bulunmaması, yurt dışında kendi irklarını koruyamayan, onlara sahip çıkamayan bir ülke konumuna düşmemize yol açmıştır. Uluslararası güvercin birliklerinin onayladığı irklar listelerinde türk güvercin irklarının yer almıyor olması ülkemiz adına çok üzücü bir durumdur. Buna bazı ülkelerin bizim irklarımızı kendi irkları gibi dünyaya lanse etmeleri de eklenince sorun daha da vahim bir hal almaktadır. Ülkemizdeki güvercin irklarını tespit etmek ve bunların standartlarını belirlemek acil sorunlarımızdan biridir. Buna bağlı olarak irkların korunması ve çeşitli şekillerde kırılmasını önlemek gerekmektedir. Kendi standartlarımızı belirlenip ilan edilirse, yurt dışı imaj sorununa da büyük oranda çözüm bulunur.

[jetpack-related-posts]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top